Image
09.07.2019 / 09:48 Okunma Sayısı: 328

Sedat Doğru: Baskı yapma! Destek ol!

Koç Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak bilim dünyasına adım atan sonrasında ABD Boston Üniversitesi'nde doku mühendisliği alanında doktora yapan Yüksek Makine Mühendisi Sedat Doğru, öğrencilerin üniversite sınavı ve meslek seçimi sürecinde yaşadıkları sorunları irdeledi.
Doğru şu ifadelere yer verdi;
“Yalanlar
Öncelikle, güzel bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu yazıyı Pittsburg şehrinden yazıyorum. Kıkırdak dokusu mühendisliği ile ilgili çalışmam, Dünyanın en kapsamlı Biyomekanik Konferansı ASME SB3C’de finalist seçildi ve çalışmalarımla ilgili konuşma vermek için buraya davet edildim.
Bu başarayı, yaptığım her çalışmada beni motive eden Samandağlı çocuklarımıza ve öğrencilerimize armağan etmek istiyorum. İleriye doğru attığım her adımda, unutmak bir yana dursun, yüreğimde ve aklımda daha çok yer ediniyorsunuz. Lise son sınıf öğrencilerimizin de tercih dönemleri yaklaşıyor. Bilim dünyasına atacağınız ilk adımda hepinize sonsuz başarılar dilerim.
Bu sürecin başından sonuna kadar ne zaman ihtiyaciniz olursa yardıma hazır olduğumu bilmenizi isterim.
Üniversite giriş sınavıyla ilgili yıllardır hiç değişmeyen birkaç klişe cümle var.
“Bu sınavdan sonra rahatsın! Hayatının sınavı, çok iyi hazırlanmalısın! Bu sınavı geçtikten sonra hayatın kurtulacak.”
Yalnız değilsiniz arkadaşlar! 8 yıl önce sınava girdiğimizde bizi de böyle kandırdılar. Peki kim uyduruyor gerçekle hiç ilgisi olmayan bu saçmalıkları? Aslında bu zırvalıkların tek bir kaynağı yok. Bazı kişi ve kurumlar farklı sebeplerle sizleri bu yalanların içine çekiyor.
Ben gerçegi size anlatayım. Bu sınav sizin hayatınızın başı veya sonu değil. Sınav gününe kadar yaptığınız çalışmaları, öğrendiklerinizi, kabiliyetlerinizi test ettiğiniz bir araç sadece. Bu sınavdan sonra sizi sağlam veya çürük elma kategorilerine ayırmayacaklar.
Siz, kendinizi değerlendirme, kabiliyetlerinizi daha iyi görebilme ve bugüne kadarki eksikliklerinizden ders çıkarma imkanı buluyorsunuz. Bu sınav bir son olmayacak sizin için. Hayatınız boyunca elinize binlerce firsat gececek.
Peki bu büyük yalan neden zararlı?
Öğrencileri hırslandırıyor, onlara daha iyi üniversitelere gitme, daha çok para kazandıracak veya daha rahat edecekleri meslekleri kazanma şansı veriyor. Bunlar öğrenciler için olumlu değil mi?
Neden bundan rahatsız olup yazı yazalım ki?
Sınav döneminde bir öğrencinin yaşadığı tempoyu, sağlığına zarar vermediği sürece, faydalı buluyorum. Düzenli çalışmayı ve bir hedefe odaklanmayı öğreten güzel bir dönem.
Bunun dışında geri kalan her şey berbat! Öncelikle, bu çalışma azmi sürekli değil! Öğrencilerin %99’u bu süreci son yıldan ibaret görüyorlar. Sadece son yıl çalışıp, o yılın ekmeğini yemek istiyorlar.
Hayalleri sabah 8 akşam 5 çalışıp, iyi maaş alacakları meslekler edinmek. Neredeyse hiçbir öğrencinin büyük bir hedefi yok! Öğrenciler ülke ekonomisinden, dünyada olup bitenlerden, yakın ve uzak gelecekteki sektörlerden haberdar değiller. Tek istedikleri bir an önce aile, komşu ve kolejlerin onları içine çektikleri anlamsız yarıştan kurtulup, herkesin saygı duyacağı bireyler haline gelmek! Neredeyse hepsi eğer çevrenin kriterlerine uygun bir bölüme giremezlerse kendilerini işe yaramaz hissediyorlar.
Bu süreç değişmezse ve biz çocuklarımızı bu şekilde baskılayıp, üretkenliklerini yok etmeye devam edersek, üzülerek söylüyorum ki yakın gelecekte toplumumuz fakirleşecek ve yok olacak. Bu cümlede en ufak bir abartı yok! Bilgi üretemeyen her toplum yok olmaya mahkumdur. Bir düşüsenize, ne üretiyoruz biz? Çocuklarımızın üretmek, geliştirmek, toplumumuzu ileriye taşımak gibi hayalleri var mı? Bugün karşılastığınız 4-6 yaşlarındaki bir çocuğa hayallerini sorun mesela. Uzaya gitmek, insanlara yardım etmek, keşfetmek gibi hevesleri var. Aynı soruyu 15-17 yaşındaki gençlere yönelttiğimizde, doktor, avukat, mühendis olmak istiyorlar. Bunların hepsi çok faydalı meslek dalları. Sorun şu ki, bu cevabı veren öğrencilerin bir hayali yok. Bu meslekleri istemelerinin sebebi beraberindeki para, saygınlık, rahatlık gibi getirileri!
Doktor olmak isteyenler aslında insanlara yardım etmek için istemiyorlar veya mühendis olmak isteyenler dünyadaki enerji sorununa çözum bulmak veya okyanuslardaki atık sorununu çözmek istemiyorlar. Bu kısacık 10 yılda çocukların hayallerini biz bu hale getiriyoruz. Okumayı bilmeden global hayaller kuran 5 yaşındaki çocuklarımız, 10 yıllık eğitimden sonra yerel hayaller bile kuramaz hale geliyorlar.
Bunun sorumlusu tabi ki bizleriz! Onlara yarattığımız çevre onların bu hale gelmesine sebep oluyor. Tek bir sınavla onları kategorilere ayıracağımıza inandırıyor ve tüm hayallerinin aslında basit birkaç saatten daha önemli olmayan bir sınav etrafında şekillenmesine sebep oluyoruz.
Şimdi herkesin söyle bir arkasına yaslanıp düşünmesi gerekiyor. Bu durumu nasıl degiştirebiliriz? Hayal edemeyen bir nesilden, geleceği şekillendiren bir nesil yetiştirmeye doğru nasıl adımlar atmalıyız? Bunlar basit sorular değil. Birçok ülke bu soruları cevaplamak için yüzlerce kuruma sahip. Eğitim ve toplum planlaması konusunda uzman insanlar yıllarca araştırmalar yapıp, kısa ve uzun vadeli planlar hazılıyorlar. Bizim de artık bu konuya el atmamız gerek! Tekrar vurgulamak istiyorum. Ya bilgi üretecegiz, ya da köle olacağız! Bunun ortası yok. Bundan kaçmanın bir yolu da yok. Kim önce keşfederse, geleceğin sahibi odur!
Bu durumu değiştirmek için benim önerim, Samandağ Belediyesi'nin, halkın gözündeki saygınlığı ve önemini de düşünerek, topluma bu konuda yön verebilecek insanları bir araya getirmesidir. Şu an farklı ülkelerin en iyi Üniversitelerinde araştırmalar yapan birçok hemşehrimiz var. Bu insanların topluma yön vermesi ve öğrencilerimize destek olmaları gerekiyor. Bunu organize edebilecek kurum da Belediyedir. Samandağ’ın etnik kimliği ve toplum dinamikleri göz önüne alındığında, Samandağ Belediyesi’nin kaldırım yapmaktan çok daha önemli sosyal sorumlulukları vardır. Samandağ, içinde bir nebze ırkçılık veya herhangi bir ayrımcılık beslemeyen, dünyanın ulaşmaya çalştığı refah seviyesine yüzyıl önce ulaşmış, örnek alınması gereken bir topluma sahiptir! Bu toplum çeşitli sebeplerle gelişmiş ülkelerin bilim seviyesinden ne yazık ki geri kalmıştır. Bu toprağın yetiştirdiği çocuklar çok daha iyisini hakediyorlar. Bilimden uzak kaldığımız ve bilgi üretmediğimiz her gün çocuklarımızın geleceğinden 10 yıllar çalıyoruz.
Geçen yıl başlatmış olduğumuz "Baskı yapma destek ol" kampayası aracılığıyla bize ulaşan öğrencilerimize yardımcı olma fırsatı bulduk. Bu süreçte emeği geçen eski Belediye Baskanımız Mithat Nehir'e, YAAL okul müdürümüz Nejdet Miçooğulları’na ve Samandağ yerel basınına tekrar teşekkür ederim.
Bu süreçte iletişim kurduğumuz öğrenciler şimdi istedikleri üniversitelerde istedikleri alanlarda eğitim alıyorlar.
Her biri pırıl pırıl bu beyinler çok değil birkaç yıl sonra Samandağ’in geleceğine ışık tutacaklar.
Bu tercih dönemininde de aynı fikir ve inançla devam ediyor ve tüm velilerimize sesleniyorum:
Baskı yapma! Destek ol!

ARŞİV HABERLER

SOSYAL AĞLAR

ZİYARETÇİ SAYISI

103.798 kişidir.