12.07.2018 / 09:06 Okunma Sayısı: 300

Av. Güney Cuma Can

BTS RAPORLARINA GÖRE ÇORLU TREN KAZASI DEĞERLENDİRMESİ

24 vatandaşımızı kaybettiğimiz, onlarca yaralının olduğu Uzunköprü Halkalı seferi yapan trenin Çorlu Sarılarda kaza yapmasının ardından Bts başkanı Hasan Bektaş sendika adına ayrıntılı ve aydınlatıcı raporla bir basın açıklaması yayınlamıştır. En güvenli ulaşım yolu olması gereken demiryolu taşımacılığında yaşanan bu elim kaza hepimizi üzüntüye boğmuştur. İhmali ve sorumluluğu olanlar hakkında gereğinin yapılması ve gerekli tedbirler alınarak olası diğer kazaların önüne geçilmesi zaruridir.
08.07.2018 Tarihli Edirne/Uzunköprü’den hareket ederek İstanbul Halkalı’ya giden 12703 sefer sayılı 6 vagondan oluşan Yolcu treninin, Çorlu ilçesi Balabanlı Köyü Sarılar mevkiinde kilometre 162 de tüm vagonlarının yoldan çıkması ile meydana gelmiştir.
Olay günü öğlenden sonra yağan yağmur sularının olay yerindeki menfezden yeterince geçmemesi sonucu biriken suların menfez üstü ile demiryolu altında kalan kısımdaki malzemeyi boşaltması sonucu boşluk oluşmuş ray ve beton traversler boşlukta-askıda kalmıştır.
Yolcu treninin menfez üzerinden geçerken lokomotifi ve 1. Vagonu geçmiş sonraki 5 vagon yoldan çıkarak diziden kopmayarak yaklaşık 200 metre sürüklenmiştir. Bu da ölü ve yaralı sayısının artmasında önemli bir etkendir.
En son açıklanan 1’i TCDD personeli (güvenlik görevlisi Seyfi Erbil) olmak üzere 24 ölü ve hastanelerde tedavisi devam eden 124 vatandaş olduğu yönündedir.
Basında olayın nedeni olarak; olay yerinin önündeki menfez ile ray ve bağlı beton traversler arasındaki malzemenin/toprağın, balast taşlarının yağan yağmur ile boşalması gösteriliyor. Bu olayın olma nedeni olarak, kuvvetli bir neden olmakla birlikte, yağış fazlalığı ve doğal afet bir gerekçe olamaz.
Ulaştırma Bakanı’nın sabaha karşı yaptığı açıklamada bahsettiği, “yıllık olarak bir kez kontrol yapılıyor ve bu da Nisan ayında yapılmış”, “ yağış çok fazla olduğu için bu kaza olmuş” açıklaması, yetersiz bilgi donanımı ve mühendislik bilimine uymayan bir yaklaşımdır. Sayın Bakanın bahsettiği, Nisan ayındaki “köprü ve menfezlerin” kontrolü TCDD köprü birimince yapılmış olup, 14 Demiryol Bakım Müdürlüğü mıntıkasındaki “Menfez Bakım ve Taş Duvar işleri” için ihale açılmış ve ihale ödenek tahsis emri çıkmadığından 20.06.2018 tarihinde iptal edilmiştir. Basına yansıyan ve sendikamıza ulaşan fotoğraflarda da görüleceği üzere olayda şüphenin yoğunlaştığı yerdeki menfezin açık olduğu, bu menfezle ilgili bir sıkıntı-tıkanma olmadığı gözükmektedir. Zaten menfez yeni değil, 1900’lü yılların başlarında imal edilmiş ve hala ayaktadır.
Olay en kolaycı yöntem olan “yağış” ile açıklanmaktadır ancak, bu bölge sürekli yağış alan ve daha önce de bu tip ciddi bir kazanın olduğu bir bölgedir.
Olayı doğal ve ilahi gerekçelerle açıklamak yerine, mühendislik bilimi açısından değerlendirmek gerekir. Burada mühendislik açısından bir problem vardır, çünkü yağmur sularının akış yönünün hesaplanamadığı bu olayda ortaya çıkmıştır. Yanlış ekim, yeraltı suyollarının yönlerinin değiştirilmesi vb. gibi yanlış uygulamalar nedeniyle, yağmur kaynaklı su, 100 yılı aşkın bir yaşa sahip menfezin içinden değil de, üstünden gidip yolun altını boşaltabiliyorsa, bu durumda konuya bilimsel olarak bakmak gerekir. Ancak böyle bir bakış açısı ve hesapların doğru yapılması, demiryolları yönetiminin getirildiği kötü hal nedeniyle beklenemez. Çünkü konuyla ilgili en yetkili bölüm olan yol bölümüne bakan ana müdür (TCDD 1.Bölge Demiryolu Bakım Servis Müdürü Vekili), TCDD Yönetim Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan TCDD iç mevzuatına (görevde yükselme ile ilgili yönerge) göre dahi yeterli şartları taşımamasına ve MÜHENDİS olmamasına rağmen, hem de vekil (vekaleten) olarak bu koltukta ısrarla tutulmaktadır. Ki bu kişi, bölgenin eski taşra müdürlüğünü/şefliğini de yapmış bir kişi olup, bölgeyi iyi bilmesi gerekir.
Bu kazanın nedenlerinin derinlemesine incelenmesi yapılırsa, bu çarpıklık ve siyasi kadrolaşmanın nelere mal olabildiğini görülecektir/görülmüştür. Bu servis müdürü vekilinin bağlı olduğu bölge müdür yardımcısının “jeoloji mühendisi” olması da başka bir handikaptır.
Aynı zamanda demiryollarının yeniden yapılandırılması çalışmaları nedeniyle, (eski adıyla) yol bekçilerinin(yeni adı: hat kontrol memuru) artık demiryollarında kalmaması ve bu işin işçi personele ve fazla mesai ücreti ödememek için sadece hafta içi gündüz mesai saatlerinde yaptırılması kaza açısından dikkate alınması gereken çok önemli bir nedendir. Çünkü eğer yol kontrolü hafta sonları da yaptırılmış olsa idi, bu durumda bu kaza muhtemelen önlenebilirdi.
Bu konuda Ulaştırma Bakanı’nın yaptığı açıklama, sorundaki yönetim zaafını bir kez daha göstermiştir. Çünkü yapılan açıklamaya göre yağan kuvvetli yağmurun bittiği zaman ile (15.20) kazanın olduğu zaman arasında 2 saatlik süre vardır. Bu durumda, bölgenin eski şefi olup da, şuan demiryolu bakım servis müdürlüğüne vekâleten bakan kişinin, hava şartlarını takiben, bölgeye acil kontrol ekibinin gönderilmesini emirlemesi gerekirken, böyle bir şey yapılmamıştır. Zaten başka bir sıkıntı da, bu müdürlüklerde, personel açığının hat safhada olmasıdır.
Şartlar bu yönde olmasına rağmen, Demiryolu Bakım Servis Müdürü Vekili bu kişinin hala şartları da uymamasına rağmen görevde tutulması ciddi bir sakıncadır. Bu kişinin müdürlüğü yürüttüğü bölgemizde geçtiğimiz aylarda bir personel iş kazasında trafoda elektriğe kapılmış ve vefat etmiştir. Ancak öğrenmekteyiz ki, bu elim olayda, önceki olaylarda olduğu gibi, konu alt birimde çalışan ve hiçbir suçu-kusuru olmayan personelin üzerine yıkılmak istenmektedir ve bu yönde çalışmalar başlamıştır. Çalışmaları yürütenlerden birisinin, bahsini yaptığımız bu demiryolu bakım servis müdürü vekili olması da üzerinde düşünülmesi gereken önemli ve acı bir durumdur.
Demiryollarında yapılan serbestleşme/özelleştirme neticesinde Kurum 4 e ayrılmış yapım, trafik emniyeti ve kontrol rafa kalkmış, 160 yıllık birikim ve kurallar yok sayılmış taşlar yerinden oynatılmış ve bir daha da oturtulamamıştır. Demiryolculuk ciddi iştir. Önce emniyettir. Can ve mal taşır. En ufak ihmali dahi kabul etmez. Can güvenliğinden tasarruf olunmaz. Liyakatsiz keyfi atamalarla demiryolculuk yapılamaz. Demiryolculuk tarihimizde bu dönemde yaşandığı kadar kazalar yaşanmamış acı gerçekler tokat gibi yüzümüze vurmamıştır. Pamukova, Elazığ, Tavşancıl, Kütahya’da yaşanan tren kazaları en önemlileridir. Sendikamızın ve bilim insanı ve odaların görüş önerileri dikkate alınmamıştır.
Dün akşamdan itibaren tren makinistleri, bu günde 143 yol Bakım Şefliğinden Celalettin ÇUBUK,143 kısım şefi Özkan POLAT ve 14 Demiryolu Bakım Müdürü (Şube Şefi) Turgut KURT gözaltına alınmıştır.
Bu olay alt kademedeki çalışanlara yüklenilerek kaçılacak bir olay değildir. Özelleştirme politikalarının liyakatsiz atamaların, ben yaptım olduculuğun sonucudur. Yaşanan olayda Hükümetin, Bakanlığın ve TCDD bürokratlarının sorumluluğu emir kulu personeli gözaltına almakla gizlenemeyecek kadar açıktır. Sendika olarak hukuk sisteminden beklentimiz asıl sorumluların yargı önüne çıkartılıp yargılanması ve cezalandırılmasıdır.
Av. Güney Cuma Can

paylaş

ARŞİV HABERLER

SOSYAL AĞLAR