06.07.2018 / 09:05 Okunma Sayısı: 730

Özel Eğitim Öğretmeni Çağla Kılınç

ÇOCUKLARDA ÖZGÜVEN

Özgüven kısaca bireyin kendisiyle barışık olması olarak tanımlanabilir. Birçok kaynak özgüveni özsaygı ile aynı anlamda kullanmaktadır. Özgüven düzeyini belirleyen çocuğun kendine bakış açısı ile başkalarının talepleri arasındaki farkın çocuk tarafından anlaşılmasıdır.
Zaman zaman dışarda çekingen ve sıkılgan olan çocuk, genellikle evde hırçın ve yaramazdır. İsteklerinin bekletilmeden yapılmasına alışmıştır. Dediği olmazsa tutturur, tepinir ve huysuzlaşır. Çoğunlukla her istediğini elde eder. Yemeğini annesi yedirir. Okul ödevlerini, annesi başında oturmadıkça yapmaz. Ana ve babasının dikkat ve ilgisini her an kendi üstünde tutmaya çabalar. Anababa yatağında yatar, ya da gece uyanıp ana ve babasının koynuna girer. Kısacası böyle bir çocuk ruhsal olgunlaşması yaşından geri kalmış, bağımlı bir çocuktur.
Bağımlı çocuk; evde olsun, okulda olsun yaşından daha çocuksu davranır. Girişken değildir ve kendine güveni yoktur. Kolay işlerde bile kendi başına davranmaktan, sorumluluk almaktan korkar. Yanında onu kollayacak biri olmadan edemez. Evde anneye kedi gibi sokulur. Sürekli sevilmek ve okşanmak ister. Okulda sorun yaratmadığı için öğretmenin koruyuculuğu altına girer. Usluluğu ve ürkekliği nedeniyle hep kollanır. Çevrenin bu tutumu, onu daha çekingen yapar. Bağımlı çocuk zamanla bu zayıflığını ve güvensizliğini bir savunma aracı olarak kullanmayı öğrenir. Evde yedirilip içirilen, bir dediği iki edilmeyen, okulda öğretmeninin sevgilisi olup çıkan çocuk bağımlılık çemberini kolay kıramaz.
Bağımlı çocuk kendiliğinden bağımlılık geliştirmez. Bağımlılığın başlıca nedeni, anababa tutumları tartışılırken belirttiğimiz aşırı koruyucu ve kollayıcı tutumdur. Başka bir deyişle, çocuk aşırı ilgiye ve sevgiye boğulmuştur. İstekleri önceden sezilip yerine getirilmiş; bir dediği iki edilmemiştir. Kendi işini kendi görmeye olanak verilmemiştir. Çocuğun deneme ve yanılma yoluyla öğrenmesi engellenmiş, herşeyde hazıra alıştırılmıştır. Çevreden gelecek tehlikeler abartılmış, arkadaşlık kurması ve dışarda oyun oynaması kösteklenmiştir. Çocuğun büyümesini, olgunlaşmasını geciktiren bu davranışlar hep onun iyiliği için yapılmıştır. Gerçekten, bağımlı çocukların ana babaları, aşırı sevecen ve düşkün kişilerdir. Ancak bu aşırı düşkünlük kendi huzurlarını sağlamaya yaramaktadır. Böyle bir ana baba çocuğun bütün istek ve gereksinimlerini inceden inceye düşünüp karşılamazsa iyi ana baba olmadığı duygusuna kapılır. Bu nedenle kendi tutumunun çocuğun gelişmesini duraklattığını göremez.
Çocukta aşırı ve yaşına uygun olmayan bağımlılık, bir çok ruhsal sorunun yeşermesine uygun olan bir toprak gibidir. Korkular, kekemelik, uyku bozukluklar ve başka bir çok duygusal bozukluklar özellikle bağımlı çocuklarda kolay gelişir. Ruhsal sorunlar çıkmasa da , bağımlı kişilik çocuğun yaşamdaki başarısını ve uyumunu engelleyici bir etken olur.
Geleneksel çocuk yetiştirme yöntemlerimizin bağımlılığı artırıcı,girişkenliği kısıtlayıcı bir nitelik taşıdığını daha önce belirtmiştik. Gerçekten Türk anababaları bugün de aşırı kollayıcı tutumlarını sürdürüyorlar. Çocuklarını kendilerinin bir kopyası olarak görüyorlar. Oysa çocuk ana ve babasının bir uzantısı olsa da, kendi kişiliği olan ayrı bir varlıktır. Bu nedenle onu kendi kanatlarıyla uçabilecek , girişken ve bağımsız bir insan olarak yetiştirmek amaç olmalıdır. Ne var ki bu amaç gözden kaçmakta ve çocuklar ana babalarının sevgilerine tutsak olarak büyümektedirler. Erişkin çağa gelince kendi başına iş tutamayan, sorumluluklarını taşıyamayan, kendi eşini bile seçemeyen kuşaklar yetiştirmekle övünemeyiz. Eğitimde, yeterli sevgi ile bağımsızlığı dengeleyebildiğimiz zaman daha başarılı olabiliriz
ÖZGÜVEN GELİŞTİRMEK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
Gelişim sürecini anlayın. Herkesin hayatı boyunca kazanması gereken beceriler ve baş etmesi öngörülebilir sorunlar vardır. Bizler büyürken nasıl geliştirici fırsatlara ihtiyaç duyduysak, çocuklarımız da bu süreçte aynı ihtiyacı duymaktadırlar.Çocuklar aynı zamanda, belirgin bir düzene, beklentilere, sınırlara, yapıcı geribildirimlere ve örnek alabilecekleri iyi bir modele gereksinim duyarlar. Kendinizi ve okulunuzu bu ihtiyaçların karşılanmasını desteklemekten sorumlu kabul ederseniz, sonuca ulaşmanız daha büyük olasılıktır.
Çocuğunuzdan sorunlarla mücadele etmesini bekleyin. Çocukların, çatışmalar ve zorluklarla nasıl mücadele edildiğini öğrenmeleri gereklidir. Veliler, karşılaştıkları sorunlarla doğrudan kendileri ilgilenirlerse, problem çözümü konusunda çocuklarına çok iyi bir örnek olurlar ve onlara öncülük ederek sorunlardan kaçmalarının mümkün olmadığını açıkça gösterir.
Not yerine öğrenmeyi vurgulayın. Hayattaki başarı faktörü, nesnel bir sınav sonucuna göre belirlenmez. Çocuklarına öğrenmenin önemini vurgulayan veliler, onlara beceri edinmenin ve karakter gelişiminin , öğrenim sürecindeki yoğun çalışmanın önemli öğeleri olduğu mesajını verirler. Bu veliler, aynı zamanda okul yetkililerinden öğrencilere anlamlı ev ödevleri, sınav ve projeler vermelerini bekleyen velilerdir.
Çocuğunuza saygı duyun. Çocuklar, aslında yetişkinlerin düşündüğünden çok daha beceriklidirler. Çocukları, muhakeme gücüne sahip oldukları, farklı ortamlara uyum sağlıyabildikleri ve büyüdükleri için takdir etmek, onlara verebileceğiniz en büyük hediyedir. Yapmanız gereken, onları dinleyeceğinizi ve onlardan da birşeyler öğrenebileceğinizi hissettirmektir. Okul çalışanlarından da aynı yaklaşımı bekleyin.
Örnek oluştururken başkalarına bağımlı olmaktan kaçının. Çocuklar işten kaytarmayı, yetişkinlerin sorumluluk almaktan nasıl kaçtıklarına bakarak öğrenirler. Eğitimciler, velilerin temel ailevi sorumluluklarını okula yüklemeye çalışarak bu görevlerinden kaçma çabasında olmalarından yakınmaktadırlar. Örneğin, bazı veliler evde başlamış olan sorunlara okul tarafından çözüm getirilmesini istemektedirler. Sorunları çözmek için zaman ayıran ve başkalarını görevlendirerek çocukları sorumluluk alma zahmetinden kurtarma girişimlerine direnç gösteren veliler ise, çocuklara bu davranışlarıyla örnek olurlar ve gerek güvenilirlik , gerekse sorumluluk konusunda çok önemli dersler verirler.
Ödülleri anlamlı hale getirin. Ucuz ödüller, sahte övgüler ve şişirilmiş notlar kayıtsızlığı daha da ileri noktalara taşır. Kolay dersler seçmek ve sınavlarda kopya çekmek gibi cazip görünen girişimler; özverili çalışmaya, kendini geliştirmeye, entellektüel açıdan risk alma ihtiyacına ve hatalardan ders alma çabasına saygı gösteren veliler sayesinde azaltılabilir.
Olumlu değerleri vurgulayın. Çoğu zaman veliler, çocuklarının neleri yapabildiğine değil, neleri yapamadığına odaklanırlar. Çocuklar daha çok şey öğrenmeye başladıklarında, nelerden dolayı eleştirildiklerini göz ardı etme eğilimine girerler. Onların bilmesi gereken nokta, velilerinin kendilerini, kardeşleri ya da yaşıtları tarafından belirlenen standartlara göre değerlendirmediğidir. Veliler de, çocuklarının akademik açıdan güçlü ve zayıf oldukları yanları tespit etmelerini ve hatalarından ders almalarını sağlayarak öğretmenlere yardımcı olabilirler.
Özel Eğitim Öğretmeni
Çağla Kılınç

paylaş

ARŞİV HABERLER

SOSYAL AĞLAR